Glokom Nedir?

Tehlikeli bir hastalık olan glokom, göz sinirlerine ciddi zararlar vererek, görme kayıplarına ve hatta körlüğe neden olan bir hastalıktır. Göz içi basıncıyla doğrudan ilgili olan glokom halk arasında “göz tansiyonu” ismiyle bilinir, karasu hastalığı olarak da anılır. Bu hastalığın ortaya çıkmasına göz içi basıncı neden olmaktadır.

Göz içerisinde bulunan basıncın yükselmesi durumunda görme sinirleri zarar görmektedir ve böylece glokom ortaya çıkmaktadır. Glokom kendisini hastalığın son evrelerinde fark ettirir. Bu nedenle oldukça tehlikelidir. Çünkü hastalık görme sinirlerine doğrudan zarar verdiğinden dolayı, geç tanı koymak onarım için oldukça geç kalmak demektir. Tahribat çoktan ilerlemiş ve ciddi zararlar vermiş olur.

Glokom Nasıl Ortaya Çıkar?

Gözün beslenmesi açısından önemli görevleri olan göz içi salgısının boşalmaması glokoma neden olabilmektedir. Boşalamayan sıvı içeride birikerek basınca neden olmaktadır. Buna bağlı olarak basınç yükselir ve yükselen göz içi basınç görme sinirlerine zarar verir. Oluşan tahribat genel olarak hemen fark edilmez. Bu da göz için ciddi bir tehlike demektir.

Glokom Nasıl Anlaşılır?

Daha önce kendisini oldukça geç fark ettiren sinsi bir hastalık olduğundan bahsettik. Ancak her hastalık gibi oluşumunda kendisini belli eden bir takım belirtileri vardır. Bunlar fark edildiğinde tanı koymak daha kolay olacaktır. Sabahları uykudan uyandığınızda bir anda ortaya çıkan baş ağrıları, ara sıra baş gösteren bulanık görme, gece vakitleri ışıkların etrafında halkalar görmek, televizyon telefon gibi ekranlara bakarken göz çevresinde oluşan ağrılar glokomun genel belirtileri arasında yer almaktadır.

Glokom Kimlerde Oluşur?

Göz içi basıncı normalden yüksek olan kişilerde glokom hastalığını görme olasılığı yüksektir. Ancak bu göz basıncı yüksek olan herkeste görülebileceği anlamına gelmez. Yaş ilerledikçe ortaya çıkabilecek bir hastalıktır. Özellikle 40lı yaşlardan itibaren bu hastalığın riski artmaktadır. Bununla birlikte gözlerde ciddi yaralanmalar da basıncın bir anda yükselmesine neden olabilmektedir.

Retina dekolmanı, göz tümörleri ve iritis gibi çeşitli göz iltihapları bu hastalığın oluşumuna neden olmaktadır. Gözlerde görme bozuklukları varsa eğer bu, glokom riskini arttırır. Örneğin uzağı iyi göremem hastalığı olarak da bilinen miyop bu hastalığın riskini arttırmaktadır. Kişiler bu gibi sorunlarla karşı karşıya ise düzenli göz muayenesi yaptırmaları göz sağlıkları için oldukça önemlidir. Ancak sadece göz tansiyonunu ölçtürmek glokom hastalığının teşhisinde yeterli olan bir yöntem değildir.

Akciğer Kanserinin Belirtileri ve Nedenleri Nelerdir?

Glokom Genetik Olabilir Mi?

Glokom hastalığının genetik ile doğrudan bir ilişkisi mevcut olabilir. Ailede glokom hastalığı görülmüşse bu diğerlerinde de açığa çıkabilir. Bazı genlerde(bir gende ya da daha fazla gende) bozulmalar mevcut olabilir, bu da glokom hastalığına karşı normalden daha fazla hassaslaşmayı ortaya çıkarır. Ailede glokom olması kişilerde de glokomu meydana getirecek diye bir şey yoktur. Her zaman bu şekilde olmayabilir. Genetik bozukluklar kişilerde mevcut ve glokom hastalığı riski taşıyor olsalar bile hastalığa yakalanmayabilirler.

Glokom Hastalığının Oluşmasına Neden Olan Faktörler

Genetik bozukluklar, 40lı yaşların aşılması, şeker hastalığı, guatr hastalığı, kişilerde meydana gelen şiddetli kansızlık, sürekli geçirilen şoklar, kan basıncında sürekli değişmeler, miyop, hipermetrop, migren gibi hastalıklar, uzun süreli kullanılan göz damlaları, göz iltihapları gibi faktörler bu hastalığın meydana gelme sürecinde ciddi riskler taşımaktadır. Bu nedenle bunlardan birine dahi sahip olan kimselerin düzenli göz kontrollerini yaptırmaları, hastalığı erken fark etme ve tedavi sürecinde kolaylık için önemlidir.

Glokom Hastalığının Tedavileri Nelerdir?

Glokom hastalığının tedavisi üç çeşittir. Bunlar; cerrahi müdahaleler, lazer tedavisi, ilaçlarla yapılan tedavilerdir. Genellikle tedaviye ilaçlar ile başlanılmaktadır. Göz sinirlerinde meydana gelen tahribatın ilerlemesi sonucunda lazer tedavi ya da cerrahi tedavi sürecine girilmektedir. Hangi tedavi ile devam edileceği hastalığın ilerleyip, ilerlememesine göre değişmektedir. Tedavi seçiminde hastanın yaşı, sinirlerdeki mevcut olan tahribatın durumu, ilaçların düzgün kullanılıp kullanılmadığı gibi durumlar göz önünde bulundurularak tedavi sürecine başlanılır. Bazen ilaç kullanımı hastalığı atlatma açısında etkili olmayabilir. Bu gibi durumlarda diğer tedavi yöntemlerine başvurmak gerekmektedir.

Genel olarak bu tedaviler görme durumunu eski haline getirmez. Tedavilerdeki amaç, görme kaybının ilerlemesini durdurmaktır. Görme durumu eski haline getirilemediğinden dolayı, hastalık riskini arttıran faktörlerden en az birini dahi taşıyan kişiler belirli aralıklar ile göz kontrollerini yaptırmalıdırlar. Böyle bir hastalığın fark edilmemesi durumunda ciddi görme kayıpları meydana gelebilecektir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı buraya yazın